Modern ceza hukukunda cezalandırmanın amacı, yalnızca işlenen fiile karşılık verilmesi değil, aynı zamanda faili yeniden topluma kazandırabilmektir. Bu anlayışın somut yansımalarından biri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlar kurumudur. Seçenek yaptırımlar, kısa süreli hapis cezasının belirli koşulların varlığı hâlinde adli para cezası veya kanunda sayılan diğer tedbirlerden birine dönüştürülmesini ifade eder. Kısa süreli hapis cezası, 1 yıl veya daha az süreli hapis cezalarını ifade etmektedir. Kurumun temel amacı, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaların failin sosyal, ailevi ve mesleki hayatında yol açtığı geri dönüşü güç zararları önlemek; hükümlüyü, ceza infaz kurumunun olumsuz etkilerine maruz bırakmadan sorumluluğunu üstlenmesini sağlamaktır. Türk Ceza Kanununda seçenek yaptırımlara ilişkin madde şu şekildedir;

TCK Madde 50: Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;

a) Adlî para cezasına,

b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,

c) En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmeye,

d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,

e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,

f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,

çevrilebilir.

Kanunda sınırlı sayıda sayılan seçenek yaptırımlar şunlardır;

  1. Adli para cezası
  2. Mağdurun uğradığı zararın aynen iadesi / tazmini / eski hâle getirilmesi
  3. Belli bir yerin/mesleğin ifasına ilişkin ehliyetten yoksun bırakma (yükümlülük tedbirleri)
  4. Belirli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma
  5. Kamuya yararlı bir işte çalıştırma
  6. İzin verilmeyen belli yerlere gidememe/gitme, belirlenen yerlerde bulunma

Mahkeme, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere seçimlik yaptırımlara seçimlik yaptırımların uygulanıp uygulanmayacağına karar verir. Mahkemenin takdir yetkisi de bağlı olduğu için seçenek yaptırımlara başvuru zorunlu değildir. Ancak mahkeme, Daha önce hapis cezasına mahkûm olmamış kişilerin 30 gün ve daha az hapis cezaları; suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş kişilerin 1 yıl veya altındaki hapis cezalarını seçenek yaptırımlara çevirmek zorundadır. Bununla beraber, Kanunda hapis ile adli para cezası seçenekli olarak öngörülmüş ve mahkeme hapis cezasına karar vermişse artık bu ceza adli para cezasına çevrilemez. Seçenek yaptırımlar ile ilgili Yargıtay kararı şu şekildedir;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/237 Esas 2024/25 Karar 24.01.2024 Tarihli Kararı

“(…) TCK’nın 50. maddesindeki seçenek yaptırım olarak öngörülen güvenlik tedbirleri ile TCK’nın \”Güvenlik Tedbirleri\” başlıklı ikinci bölümünde 53-60. maddeler arasında düzenlenen klasik güvenlik tedbirleri arasında bir fark bulunduğu da bir gerçektir. Güvenlik tedbirlerinin uygulanabilmesi için kusurun tespit edilmesine gerek yokken seçenek yaptırım olan güvenlik tedbirleri ancak kusurlu bulunan kişi hakkında uygulanabilmektedir. Bu bakımdan TCK’nın 50. maddesindeki seçenek yaptırım niteliğindeki güvenlik tedbirleri kısa süreli hapis cezasının yerine uygulanmaktadır (İkame sistemi). Mahkemece hapis cezası yerine seçenek yaptırım olarak tedbire hükmedilmesi hâlinde faile ayrıca ceza verilemeyecektir.

Aleyhe değiştirme yasağı münhasıran cezalar ile ilgili ve sınırlı olup TCK’nın 50. maddesindeki güvenlik tedbiri niteliğindeki seçenek yaptırımların yasak kapsamda değerlendirilemeyeceği ileri sürülebilir ise de; aleyhe değiştirme yasağının amacı, sanık veya sanık lehine kanun yoluna başvuran kişilerin, aleyhe bir sonuç ile karşılaşacakları korkusu yaşamaksızın kanun yollarına başvurmalarını temin etmek olup aleyhe temyiz bulunmayan ahvalde sanığın bozma kararından sonraki durumunun kanun yoluna başvurmadan önceki durumundan daha kötü olmaması gerekir. Bu nedenle ceza olmamakla beraber ceza yerine hükmolunan TCK’nın 50. maddesindeki seçenek tedbirlerin de, CMUK’un 326. maddesinin son fıkrası kapsamında ceza gibi kabul edilmesi gerekir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 24.03.2015 tarihli ve 162-65 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır.

TCK’nın 50. maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlar arasında yer alan adli para cezasının ceza, diğer seçenek yaptırımların ise güvenlik tedbiri niteliğinde kabul edilmesi, anılan maddenin beşinci fıkrası uyarınca uygulamada asıl mahkûmiyetin bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbir olması, seçenek tedbirlerden farklı olarak adli para cezasının tekerrüre esas teşkil etmesi, sanığın sosyal ve ekonomik durumu ile kısa süreli hapis cezasının tedbire çevrilmesine yönelik talebi göz önünde bulundurulduğunda güvenlik tedbirinin aksine adli para cezasının infazının sanık için ekonomik bir külfet yükleyecek nitelikte bulunması ve \”Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.\” şeklinde düzenlenen TCK’nın 50. maddesinin yedinci fıkrası göz önünde bulundurulduğunda anılan maddenin birinci fıkrasında hüküm altına alınan seçenek tedbirler arasında kanun koyucu tarafından kazanılmış hakka konu olabilecek bir fark gözetilmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanık bakımından kısa süreli hapis cezasının adli para cezası yerine seçenek tedbire çevrilmesinin daha lehe olduğu ve yalnız sanık lehine temyiz edilen önceki hükümde sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının seçenek tedbirin infazı ile ulaşılmak istenilen amaca aykırı olacak şekilde ve temel hak ve özgürlükleri sınırlandıracak biçimde 13 ay 10 gün süre ile kafelere gitmeme seçenek tedbirine çevrilmesi nedeniyle de bozmadan sonra yapılan yargılamada kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen diğer bir seçenek tedbire çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan CMUK’un 326. maddesinin son fıkrasında hüküm altına alınan aleyhe değiştirme yasağı ilkesine aykırı olacak bir biçimde adli para cezasına çevrilmesinde isabet bulunmamaktadır. (…)”

Yukarıda yer alan Yargıtay kararından anlaşılacağı üzere güvenlik tedbirlerinin uygulanabilmesi için kusurun tespit edilmesine gerek yokken seçenek yaptırım olan güvenlik tedbirleri ancak kusurlu bulunan kişi hakkında uygulanabilmektedir.

Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.

Hapis cezasından çevrilen seçenek yaptırımlara ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen; seçenek yaptırımlara ilişkin her türlü kararlar ve istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar, temyiz edilemez. Bu kuralın istisnası, TCK 286/3’te sayılan (hakaret, suç işlemeye tahrik vb.) suçlardır. Burada sayılan suçlar için temyize başvurulabilir.

KARŞILAŞTIRMALAR

Seçenek yaptırım kurumu cezanın türünü değiştirmektedir. Hapis cezasının ertelenmesi kurumu ise cezanın denetim süresine bağlı olarak askıya almaktadır. Bu iki kurum aynı suç için birlikte uygulanma niteliğine sahip değildir. Seçenek yaptırım kurumunda hüküm kurulur ve bu hükmün infaz şekli değiştirilir. Hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasında ise hükmün kurulması ertelenir. Seçenek yaptırımlar, hapis cezasının ertelenmesi ve HAGB kurumu birden fazla suç için birlikte uygulanabilir. İlgili Yargıtay kararı şu şekildedir;

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/12702 Esas 2020/2393 Karar 04.03.2020 Tarihli Kararı

“(…) CMK’nın 231. maddesinin 11. fıkrası uyarınca, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanık hakkında durumunun değerlendirilerek kısmi infaz veya koşulların varlığı halinde TCK’nın 50. ve 51. maddelerinin uygulanması suretiyle yeni bir mahkumiyet hükmü kurulabileceği gözetilmeksizin, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işleyen ve kendisine yükümlülük yüklenmeyen sanık hakkında, yasal zorunluluk hali de bulunmadığı halde, önceki hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi yerine açıklanması geri bırakılan hükümle birlikte verilen hapis cezasının açıklanan hükümde ertelenmesi,

b) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendinde yer alan velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun kendi alt soyu dışında kalanlar bakımından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve T.C. Anayasa Mahkemesinin TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 04.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (…)”

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Kısa süreli hapis cezası, 1 yıl veya daha az süreli hapis cezalarını ifade etmektedir. Kısa süreli hapis cezalarına kanunda sınırlı sayıda olmak üzere seçenek yaptırımlar öngörülmüştür. Bu seçenek yaptırımların uygulanması kural olarak hakimin takdir yetkisine bağlıdır. Seçenek yaptırımlara bölge adliye mahkemesince verilen kararlar, kural olarak kesindir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir tarama deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesinde gezinerek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.