Bir kimse terekenin veya terekeye giren bir malın mirasçısı olarak sahip olduğunu ileri sürüp o terekenin veya o terekeye giren bir malın, terekeyi veya malı elinde bulunduran kimseden kendisine teslimini istediği ve davalı tarafından davacının miras hakkına itiraz edildiği hallerde miras sebebiyle istihkak davası söz konusu olur. Adi istihkak davasından farkı mirasçılıktan doğan bir üstün hak olmasıdır. Bu sebeple adi istihkak davası açılmasına gerek yoktur. Mirasçılık sıfatı devam ettiği süreçte miras nedeniyle istihkak davası açılabilir. Bu konuya ilişkin Yargıtay kararı şu şekildedir;
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/5151 Esas 2018/95 Karar 09.01.2018 Tarihli Kararı
“(…) Mahkemece, davanın konusunun miras sebebi ile istihkak istemine ilişkin olduğu, 4721 sayılı TMK’nun 637 maddesine göre yasal ve atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebi ile istihkak talebine dayalı alacak davasında terekeyi veya tereke malını elinde bulunduran davalıya karşı öğrenme tarihinden başlayarak 1 yıl ve her halde miras bırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden 10 yıl geçmekle zaman aşımına uğradığı, davacının aynı konuya ilişkin … 2.İcra Dairesinin 2011/15260-15261 ve 15262 sayılı takip dosyaları ile her bir davacı için davalı hakkında icra takibinde bulunduğu, buna göre davacının öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre geçtikten sonra işbu davayı açtığı, davalı vekilinin yasal süre içerisinde zaman aşımı itirazında bulunduğu anlaşılmakla TMK 637/1 maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hakim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1)
Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur.
Davacılar mirasbırakanın kardeşleri, davalı ise murisin sağ kalan eşidir. Davalı davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez.
Mahkemece, davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zaman aşımdan dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. (…)”
Yukarıda yer alan Yargıtay kararından anlaşılacağı üzere terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır.
Davacı ve Davalı Taraf
Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır. Vasiyet alacaklıları, miras sebebiyle istihkak davasını açamaz. Davalı ise, terekeyi veya tereke malını elinde bulunduran kimsedir. Mirasçılar birbirlerine karşı bu davayı açamaz. Konuyla ilgili Yargıtay kararı şu şekildedir;
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/19935 Esas 2014/21566 Karar 24.11.2014 Tarihli Kararı
“(…) Mirasbırakan 13.11.1979 tarihinde ölmüş, geriye yasal mirasçıları olarak …, … ve … Sabuncugil kalmıştır. Bunlardan … ve … … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 21.02.1980 tarih, 1980/5 Esas-1980/24 Karar sayılı kararı ile, … ise … 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 03.04.1980 tarih, 1980/22 Esas-1980/49 Karar sayılı kararı ile 743 sayılı TKM’nin 545. maddesi gereğince mirası reddetmişlerdir. 743 sayılı TKM’nin 552/1. maddesi gereğince en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. En yakın mirasçı kavramı ilk bakışta mirasçı olanları anlatır. Miras bırakan …’ın en yakın mirasçılarının tamamı mirası reddedenler …, … ve …’dir. Bu nedenle mirasçılardan … mirası reddetmiş olduğundan ve miras iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi hale geldiğinden …’in altsoyu olan … ve …’ya miras bırakan …’dan mirasın intikal etmesi söz konusu değildir. Yine 743 sayılı TKM’nin 552/2. maddesi gereğince tasfiye sonunda arta kalan bir değer varsa mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.
Bu durumda davacıların miras bırakan …’ın terekesine dahil taşınmazın kamulaştırılması sebebiyle ödenen veya 3. kişilere satış yoluyla elde edilen haksız menfaatin iadesini mirası reddeden davacılar, değil terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi sonucu oluşması gerekli iflas idaresinin talep etmesi gerekir. Kuşkusuz iflas idaresi oluşmamışsa terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi sonucu arta kalan bir değerin olup olmadığının belirlenmesi bakımından miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Mahkemesi (mirasçı …’in mirasın reddi isteminin tespit ve tesciline karar veren mahkemenin) harekete geçirilmesi ve terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesinin yürütülmesi, tasfiye sonunda arta kalan bir değer var ise bunun iflas idaresinden talep edilmesi mümkündür. Aynı şekilde de iflas idaresinin terekede hakları olmadığı halde doğrudan ödeme alan veya terekedeki malvarlığından yararlanan kişiler varsa alınanları masaya iade etmek üzere dava açması da mümkündür. Sonuç olarak açıklandığı üzere davacıların davalılardan tereke nedeniyle doğrudan bir talep hakkı mevcut değildir. Bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de hüküm, redde ilişkin olup sonucu itibarı ile doğru bulunmaktadır. (…)”
Yukarıda yer alan Yargıtay kararından anlaşılacağı üzere, mirasa ilişkin hakların (terekeye ait değerlerin iadesi gibi) ileri sürülmesinde, durum ve koşullara göre iflas idaresi yetkili olabilmektedir.
Zamanaşımı
Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır. Miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Miras sebebiyle istihkak davası, yasal mirasçılar tarafından mirasçılıktan doğan bir üstün hak iddiasıyla açılan bir davadır. Zamanaşımına tabidir.
