Uygulamada en sık rastlanılan sorulardan biri de iş davalarında alt işveren ve asıl işveren arasında davada taraf olarak kimi göstereceğimiz, zararımızı kimden gidereceğimiz sorunu yer almaktadır. Hatta bazı davalarda bu sorun husumetten davanın reddedilmesine bile yol açmaktadır. Öncelikle asıl işverenin İş Kanunu madde 2 uyarınca sorumlu olduğunu belirtmek isteriz. İş Kanunu madde 2‘de;
‘’Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.’’
Dolayısıyla bu hüküm uyarınca alt işveren ve asıl işverenden her ikisinin de sorumluluğuna gidebileceğimiz açıktır.
ŞARTLARI
İspat açısından önem arz eden husus aralarında gerçekten asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığıdır. İş Kanunu bu durumda da şöyle bir tanımlama yapar;
- Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır.
- Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalıdır.
- Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır.
- Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır. Ancak daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin bilahare tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurmasına engel teşkil etmez.
- Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.
Eğer bu hususlar birlikte mevcut ise o halde muvazaalı olmayan hukuka uygun bir alt işveren-asıl işveren ilişkisinin bulunduğundan söz edebiliriz.
EMSAL YARGITAY KARARI
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/26623 Esas 2020/35 Karar ve 13.1.2020 Tarihli Kararı
‘'(…) Davalı … ve …Elekt. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal sürede açılmadığını, davacının sözleşmesinin belirli süreli olduğunu, emir ve talimatlar ile işe alma işten çıkarmayla ilgili tüm yetkilerin davalı … Dağıtım A.Ş tarafından verildiğini beyan ederek davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Dağıtım A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, davacı ile müvekkili işveren arasında iş ilişkisi bulunmadığını,ve diğer davalılar ile aralarında işveren asıl ilişkisi olduğunu, 4857 Sayılı Kanun’un 18, maddesinde belirtilen koşullar oluşmadığından davacının işe iade talebinin yersiz olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın ödeme nedeni ile reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
…Ayrıca davacının kıdem tazminatı alacağından, işyeri devri nedeni ile her bir davalı şirket, davacıyı kendi çalıştırdığı dönem ve ücreti ile sınırlı olarak sorumludur. Feshe bağlı alacak olan ihbar tazminatından ise davacının son alt işvereni olan şirket, asıl işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Mahkemece, davalı şirketler yönünden yazılı gerekçe ile red kararı verilmesi de hatalı olmuştur. Mahkemece tesis edilen kararın anılan nedenlerle bozulması gerekmiştir. (…)”
Yukarıda belirtmiş olduğumuz Yargıtay kararı da asıl işveren ve alt işverenin birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu sonucu ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla her iki tarafı davalı olarak göstersek de husumet itirazları yersiz olacaktır.
Ayrıca iş mahkemelerinde tanıklara sıklıkla sorulan bir diğer soru ise emir ve talimatların kimden alındığına ilişkindir. Bu sorunun sorulmasındaki temel amaç, asıl işveren ve alt işveren arasında muvazaalı bir ilişkinin olup olmadığının tespit edilmek istenmesidir. Emir ve talimatların üst işverenden alınması sonucu yetki bakımından bir çatışma doğacağı için muvazaalı bir alt işveren üst işveren ilişkisine delil oluşturur.
Ancak her somut olay kendi içinde farklı unsurlar barındırdığı için her vakıanın kendi içinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir. Uzman bir avukat yardımıyla bu süreci yürütmeniz hak kayıpları yaşanmaması için önem arz etmektedir.
