Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) taraf devletler aleyhine sözleşmede güvence altına alınan hakları ihlal edilen gerçek kişilerin, tüzel kişilerin ve kişi gruplarının bireysel başvuru yaptıkları mahkemedir. Bireysel başvuru yapabilmek için belli başlı şartlar bulunmaktadır. Bu şartlara “kabul edilebilirlik şartları” denmektedir. Bu çalışmamızda, kabul edilebilirlik şartlarından biri olan iç hukuk yollarının tüketilmesi hakkında açıklamalarda bulunulacaktır.

İÇ HUKUK YOLLARININ TÜKETİLMESİ

İç hukuk yollarının tüketilmesi, bir kişinin ülkedeki hak arama süreçlerinde ilk derece mahkemesinden başlayarak istinaf ve temyiz gibi tüm olağan kanun yollarını sonuna kadar tüketmesi ve dava hakkında kesin bir karar verilmiş olması anlamına gelir. Uluslararası mahkemelere (örneğin AİHM) veya Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadan önce bu kuralın yerine getirilmesi zorunludur. Bu kural, Anayasal nitelik taşımaktadır.

Anayasa Madde 148/3: “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

İç hukuk yolları tüketilmeden yapılan bireysel başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı verilmektedir. Ancak, etkili bir iç hukuk yolu olmadığı düşünülüyorsa doğrudan başvuru yapılabilir. Etkili iç hukuk yolu, bir kişinin temel hakları ihlal edildiğinde ülkenin kendi mahkemeleri veya kurumları aracılığıyla bu zararı düzeltebilmesi, şikayetini gerçekten inceletebilmesi ve sonuç alabilmesi demektir.

İÇ HUKUK YOLLARI NELERDİR ?

İç hukuk yollarından kasıt olağan kanun yollarıdır. Olağan kanun yolları; itiraz, istinaf ve temyiz merciidir. Olağanüstü kanun yollarına başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır. Olağan kanun yolu açık bir davada kanun yoluna başvurulmadığı takdirde ilk derece mahkemesinin veya istinaf merciinin kararı kesinleşmektedir. Böyle bir durumda, iç hukuk yolları eksiksiz bir biçimde tüketilmediği için bireysel başvuru hakkı doğmamaktadır. Olağan kanun yollarına eksiksiz yapılan başvurudan sonra Anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak zorunludur.

ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şu şekildedir;

“(…) İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir. (…)”

Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Anayasa Mahkemesine başvuru, iç hukuk yollarında başvurulabilecek son merciidir. Bu sebeple Anayasa Mahkemesine başvurulmadan AİHM’ye yapılan başvurular kabul edilemez bulunmaktadır. İstinaf ve temyiz yolu kapalı olan mahkeme kararlarına karşı, kararın verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine Bireysel başvuru yapılmalı, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar başvurucuyu tatmin etmiyorsa 4 ay içinde AİHM’ye başvuru yapılması gerekir. Anayasa Mahkemesine başvurulmadan AİHM’ye yapılan başvurular kabul edilemeyecektir.  Bu konu ile ilgili AİHM kararı şu şekildedir;

AİHM – Hasan Uzun v. Türkiye Kararı – 2013 yılı

“(…) Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının Sözleşme mekanizmasının işletilmesinde vazgeçilmez bir unsur olduğunu yeniden belirtmektedir. İtiraz edilen eksikliklerin iç hukuk düzeninde giderilmesine imkân tanınmadan önce, devletlerin eylemlerine uluslararası organlar önünde cevap vermesi zorunlu değildir (35. paragraf ve devamı). AYM önünde yeni olan bireysel başvuru yolunun ana hatlarını ve AYM’nin elinde olan kaynakları yukarıda inceleyen Mahkeme, söz konusu bireysel başvuru yolunun, prensip olarak, Sözleşme bağlamında yapılan şikâyetlerin uygun şekilde ortadan kaldırmayacağını söyleyebilmek için elinde herhangi bir unsur bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla mağdur olduğunu düşünen bir kişi bu koruma ile ilgili başvuru yollarını kullanmalıdır (Mirazović kararı). Somut olayda, yukarıda belirtilenler ve iç hukuktaki yargılamanın 25 Eylül 2012 tarihinde sona erdiği göz önünde bulundurularak; Mahkeme, başvuranın Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunması gerektiği kanaatindedir. İç hukuk yolları tüketilmediğinden, somut başvurunun Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. (…)”

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

AİHS’ye taraf devletler aleyhine AİHM’ye başvurabilmek için iç hukuk yollarının tüketilmiş olması kabul edilebilirlik şartlarından biridir. Türkiye de iç hukuk yolları; olağan kanun yolları ve Anayasa Mahkemesine yapılacak olan bireysel başvurudur. İç hukuk yolları tüketilmeden yapılan başvurular, kabul edilemez şeklinde neticelenecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir tarama deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesinde gezinerek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.