Adlî para cezası TCK madde 52/1’de düzenlenmiş olup mahkemece belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan miktar olarak karşımıza çıkmaktadır. İnfazı ise hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. TCK’da birçok suça ilişkin hem adli para cezası hem de hapis cezası yaptırım olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle çoğu zaman adli para cezası ile hapis cezasının birlikte infazına yönelik sorunlar gündeme gelmektedir.

ADLİ PARA CEZASININ İNFAZ SÜRECİ

  • Adli para cezasına hükmedilen mahkeme ilamı kesinleştikten sonra Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet savcısı otuz gün içinde adlî para cezasının ödenmesi için hükümlüye bir ödeme emri tebliğ eder.
  • Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet Savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması halinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık infaz kurumunda yerine getirilir (CGTİHK m.106/3).
  • Adli para cezası yerine çektirilen hapis süresi üç yılı geçemez. Birden fazla hükümle adli para cezalarına mahkumiyet halinde bu süre beş yılı geçemez (CGTİHK m. 106/7).
  • Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer. (CGTİHK m. 106/8).
  • İnfaz edilen hapsin veya kamuya yararlı işte çalışmanın süresi, adlî para cezasını tamamıyla karşılamamış olursa, geri kalan adlî para cezasının tahsili için ilâm, Cumhuriyet Başsavcılığınca mahallin en büyük mal memuruna verilir. Bu makamlarca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre kalan adlî para cezası tahsil edilir. (CGTİHK m. 106/11).
  • Örnek verilecek olursa; mahkeme ilamında bir gün karşılığı 20,00 TL olmak üzere hükmedilen adli para cezasının infazında, para cezası yerine çektirilecek hapis süresi üç yılı (1095 günü) geçemeyeceğinden adli para cezasının hapis cezası ile en fazla 1.095 x 20,00 TL = 21.900,00 TL’si ödenmiş sayılacaktır. Geri kalan adlii para cezasının tahsili için ise 6183 sayılı AATUHK’a göre tahsil edilmesi yoluna gidilmesi gerekir.
  • Mahkeme ilamlarında çoğunlukla adli para cezasının taksitler halinde ödenmesi yönünde hüküm kurulmaktadır. Bu husus Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzükte düzenlenmektedir. Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmış ise, kararda belirtilen süreye göre infaz edilir. Otuz gün içinde ilk taksidin ödenmemiş olması hâlinde veya taksitlerden birisinin hükümde gösterilen süre içerisinde ödenmemesi hâlinde, adlî para cezası, Cumhuriyet savcısının kararı ile gösterilen gün karşılığı miktar esas alınarak hapse çevrilir. (Tüzük md. 56/4)
  • Hükümde, adlî para cezası takside bağlanmamış ise, bir aylık süre içinde adlî para cezasının üçte birini ödeyen hükümlünün isteği üzerine geri kalan kısmının birer ay ara ile iki eşit taksitte ödenmesine izin verilir. İlk taksidin süresinde ödenmemesi hâlinde, verilen ikinci takside ilişkin izin hükümsüz kalır. (CGTİHK m. 106/6).
  • Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi hali saklı kalmak üzere, adlî para cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Hapse çevrilmiş olmasına rağmen hak yoksunlukları bakımından esas alınacak olan adlî para cezasıdır.
  • Süresinde ödenmeyen para cezasına gecikme zammı uygulanamaz.

HAPİS CEZASI İLE ADLİ PARA CEZASININ BİRLİKTE İNFAZINA YÖNELİK SORUNLAR, DOKTRİN GÖRÜŞÜ VE UYGULAMA

Doğrudan hapis cezası ile adli para cezasının birlikte infazı, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. İlgili düzenleme şu şekildedir;

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği 41/7: “Adli para cezasını ödememesi nedeniyle haklarında kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararı verilen hükümlülere ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından on gün içinde Cumhuriyet başsavcılığına müracaat etmesi, etmediği takdirde kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararına uymamış sayılacağı ve hapis cezasının açık ceza infaz kurumunda infaz edileceğini belirten çağrı kağıdı gönderilir. Hükümlünün yapılan çağrıya on günlük süre içinde başvurması halinde kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararının yerine getirilmesi için evrak bağlı bulunan denetimli serbestlik müdürlüğüne, hükümlünün başka yerde ikamet etmesi veya başka adres bildirmesi durumunda, dosya bu yer denetimli serbestlik müdürlüğüne iletilmek üzere ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet başsavcılığınca kararın denetimli serbestlik müdürlüğüne iletilmesi sonrası müdürlük bu madde hükümlerine göre tebligat işlemini gerçekleştirir. Hakkında adli para cezasını ödememesi nedeniyle kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararı verilmiş hükümlünün ceza infaz kurumunda olması durumunda, hükümlü hakkında verilen denetimli serbestlik altında kamuya yararlı bir işte çalıştırılma yaptırımı hükümlünün ceza infaz kurumundan salıverilmesine müteakip infaz edilmek üzere kararı veren mahkemenin bulunduğu Cumhuriyet başsavcılığı ilamat bürosunda bekletilir.”

Doktrindeki hakim görüş ve Adalet Bakanlığı uygulamaları, hükümlünün ceza infaz kurumunda bulunmasını gerektiren doğrudan hapis cezasının infazına öncelik verilmesi gerektiği yönündedir. Hükümlünün aynı anda hem ceza infaz kurumunda bulunup hem de dışarıda kamuya yararlı bir işte çalışması fiilen mümkün olmadığından, doğrudan hapis cezası öncelikle infaz edilir. Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle gündeme gelen kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirinin infazı, hükümlünün doğrudan hapis cezasından kaynaklanan ceza infaz kurumundaki süresini tamamlamasından sonra başlar. Hükümlünün ceza infaz kurumundaki süresini tamamlaması ifadesinden koşullu salıverilme tarihine dek geçecek sürenin anlaşılması gerekmektedir. Adli para cezasının kamuya yararlı işte çalışma tedbirine çevrilmesi usulünde koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanamayacak olması nedeni ile doğrudan hapis cezasının koşullu salıverilme tarihinden sonra kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirinin uygulanması mümkün olabilecektir.

Bakanlığın bu husustaki görüşü; hükümlünün herhangi bir sebeple ceza infaz kurumunda bulunması durumunda kamuya yararlı bir işte çalıştırılma kararının hükümlü ceza infaz kurumundan salıverildikten sonra infaz edilebileceği, ilgili dosyanın hükümlü ceza infaz kurumundan salıverilinceye kadar kararı veren mahkemenin bulunduğu Cumhuriyet başsavcılığı ilamat bürosunda bekletilmesi gerektiği yönündedir. Bu çerçevede, doğrudan hapis cezasının infazı sırasında adli para cezasından çevrilen kamuya yararlı işte çalışma tedbiri bekletilmekte ve şartla tahliye tarihinde bu tedbirin infazına başlanmaktadır.

Doğrudan hapis cezası ile adli para cezasından çevrilen hapis cezasının içtima edilip edilmeyeceğine değinmekte de fayda bulunmaktadır. Bu hususa yönelik görüş ayrılıkları mevcuttur. Ancak genel uygulama ve Bakanlık görüşü, cezaların nitelikleri gereği ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği yönündedir. Bakanlığın bu konudaki görüşü kural olarak her bir cezanın diğerlerinden bağımsız olduğu, adli para cezasından çevrilen hapis cezalarında koşullu salıverme hükümlerinin uygulanamayacağı yönündedir. Bu sebeple kamu yararına çalışma veya adli para cezasından dönüştürülen hapis cezalarında cezalar içtima edilemeyecektir.

T.C. Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığının İlamat ve İnfaz Eğitim Modülü adlı çalışmasında “(…) Hapis cezasından ceza infaz kurumunda olan hükümlünün para cezalarının vasisine veya hükümlüye tebliğ işlemleri yapıldıktan sonra hapse çevrilerek tahliyesinin beklenmesi ve bu evrakların kontrollerinin yapılarak, hapis cezasından denetimde ise sıraya alınmak üzere denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmesi, tahliye olmuş ise çağrı kağıdı çıkartılmalıdır. Aynı hükümde birden fazla hapis cezası olması durumunda toplam verilen ceza miktarı dikkate alınarak çağrı kağıdı veya yakalama müzekkeresi çıkartılmalıdır. (…)” şeklinde talimat bulunmaktadır.

HSK tarafından yayımlanan infaz tavsiyelerinde “(…) Bir kişi hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu, varlıklarını ayrı ayrı korudukları; ancak, bir kişi hakkında başka başka kesinleşmiş hükümler bulunur ise 107. maddenin uygulanabilmesi yönünden mahkemeden bir toplama kararı isteneceği, bu düzenleme ile hükümlünün birden çok kesinleşmiş mahkûmiyetinin bulunması halinde infazda kolaylık sağlanması için cezaların toplanması, infazı gereken tüm hapis cezaları için toplam süre üzerinden tekbir şartla tahliye tarihi, deneme süresi ve bihakkın tahliye tarihinin saptanması ve cezaların infazları ile deneme sürelerinin çakışmasının önlenmesinin amaçlandığı, bu itibarla farklı infaz rejimlerine tabi hapis ve adli para cezalarının toplanması yönündeki hatalı uygulamadan kaçınılması, 5275 Sayılı Kanun’un 99. maddesine göre aynı infaz rejimine tabi ilâmlar hakkında 107. maddenin uygulanabilmesi için mahkemeden toplatma kararı istenmesi gerekliliği (…)” yönünde tespitler yer almaktadır.

Uygulamada ve yukarıda yer alan açıklamalarımız uyarınca adli para cezasının infazı aşamasında kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirinin uygulanabilmesi için doğrudan hapis cezasının koşullu salıverilme tarihi beklenmektedir. Konuya ilişkin Yargıtay içtihatları şu şekildedir;

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/1351 Esas 2017/4266 Karar 27.11.2017 Tarihli İlamı;

“(…) Adli para cezasından çevrili hapis cezası ile doğrudan verilen hapis cezalarının farklı infaz rejimlerine tabi olmaları nedeniyle 5275 sayılı Kanunun 99. maddesi gereğince içtima edilmeleri mümkün değilse de, şartla tahliyeye tabi olmayan cezanın öncelikle infaz edilmesi gerektiği, hükümlü hakkında öncelikle hapis cezasının infazına ara verilerek adli para cezasında çevrilme hapis cezasının infazına başlanması gerektiği, para cezasının ödenmesi ya da hapis cezasının tamamen infazı ile bihakkın tahliye edilmesini müteakip, doğrudan verilen hapis cezasının infazına başlanacağı, aksi halin kabul edilmesinin hakkında adli para cezasından çevrili hapis cezası bulunan hükümlünün denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle tahliye edilmesi gibi bir sonuca yol açacağı gibi, daha önce adli para cezasından çevrili hapis cezasının infazına başlanan ve sonrasında kesinleşerek infaza verilen doğrudan hapis cezası ilamı bulanan hükümlülerin farklı uygulamalara tabi tutulmasına neden olacağı cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 21/04/2017 gün ve 94660652-105-59-3823-2016-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2015 tarihli ve 2015/1223 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi. (…)“

Yukarıda yer alan içtihatta hükümlünün adli para cezasından çevrilme hapis cezalarının infaza verilmesi halinde, öncelikle doğrudan verilen hapis cezasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilmesini müteakip şartla tahliye edilmesi sonrasında, adli para cezalarından çevrilme hapis cezasının infazına geçilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/7902 Esas 2023/7381 Karar 01.12.2023 Tarihli İlamı;

“(…) İçtimalı 17 yıl 87 ay 89 gün hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ve şartla tahliye tarihi 12.08.2031, bihakkın tahliye tarihi 04.12.2042 olarak belirlenen hükümlü hakkında, mala zarar verme suçundan 3 ay 22 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince 1 ay 20 gün süreyle kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına yönelik seçenek tedbirin, hükümlünün başka suçtan hükümlü olması nedeniyle infaz edilemediğinden bahisle kararda değişiklik yapılıp yapılmayacağının bildirilmesi talebi üzerine, mahkemece seçenek tedbirin 5237 sayılı Kanun’un 50 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 … maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir. 5. Somut olayda; birden fazla mahkûmiyeti bulunan hükümlü hakkında hükmedilen seçenek tedbirin infazına başlanamama sebebinin başka bir suçtan Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunması olup, seçenek tedbirin infazının imkansız hale gelmediği, seçenek tedbire ilişkin cezası açısından 5320 sayılı Kanun’un 15 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza zamanaşımının işlemeyeceği, bu durumda halen infazı devam etmekte olan cezasından dolayı şartla tahliye edildikten sonra seçenek tedbirin infazına başlanabileceği, seçenek tedbirin değiştirilmesi için gerekli yasal koşulların gerçekleşmediği gözetilmeksizin seçenek tedbirin değiştirilmesine dair İnfaz Hakimliğince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. (…)”

Karara konu uyuşmazlıkta kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırım olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirine hükmedilmiştir. Bu karar Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiş ve hükümlünün başka bir suçtan hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunması sebebiyle bu tedbirin infazına başlanamadığı tespit edilmiştir. Akabinde Yargıtay, hükümlünün halen infazı devam etmekte olan cezasından dolayı şartla tahliye edildikten sonra seçenek tedbirin infazına başlanabileceğine hükmetmiştir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

TCK’da düzenlenen bazı suçlarda yalnız adli para cezası bazı suçlarda ise hem hapis hem de adli para cezası yaptırım olarak düzenlenmiştir. Ekonomik kazanç elde etmenin amaç edinildiği suçlarda hapis cezası ile adli para cezasına birlikte hükmedildiği sık görülmektedir. Uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere, doğrudan hapis cezasını çekmekte olan hükümlüler maddi yetersizlik nedeniyle hükmedilen adli para cezasını ödeyememekte ve bu cezanın hapis cezasına çevrilmesi tehdidi ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada doğrudan hapis cezası ile adli para cezasından çevrilen kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirinin birlikte infazının mümkün olmaması hususu büyük önem arz etmektedir. Ödenmemesi nedeniyle kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirine dönüşen adli para cezasının infazına doğrudan hapis cezasının koşullu salıverilme tarihine dek başlanamayacak, bu tarihte toplu olarak adli para cezasının ödenmesi halinde ise adli para cezası hapis cezasına çevrilmeden infaz edilmiş olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir tarama deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesinde gezinerek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.