Kasten öldürme suçu Türk Ceza Kanunu’nda madde 81’de düzenlenmiştir. İlgili hüküm şu şekildedir:
“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
TCK madde 82’de ise kasten öldürmenin nitelikli hâlleri sayılmıştır. Bu nitelikli hâllerin mevcut olması halinde verilecek olan ceza TCK’daki en ağır ceza olan ağırlaştırılmış müebbettir. Şöyle ki;
Kasten öldürme suçunun;
- Tasarlayarak,
- Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,
- Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,
- Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı,
- Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
- Kadına karşı,
- Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
- Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,
- Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,
- Kan gütme saikiyle,
- Töre saikiyle
işlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak cezanın ağırlaşması gereken haller dışında öldürme eyleminin gerçekleştiği ancak suçun cezasının müebbet hapis cezası olmadığı haller de mevcuttur. İlk olarak değinmek isteyeceğimiz husus eylemin “kast” olgusunu içermesi gerektiğidir. Bir kastın olmadığı hallerde kasten öldürme suçundan bahsedemeyiz. Dolayısıyla öldürme fiili olası kast ile işleniyorsa verilecek ceza müebbet olmaz. Olası kastı örnek üzerinden açıklamak gerekirse yan yana A ve B kişileri duruyor. A kişisini silahla öldürmek isteyen bir fail, kurşunun B kişisine de geleceğini göze alarak ateş ediyorsa bu durumda A kişisine karşı kasten öldürmeye teşebbüs, B kişisine karşı ise olası kastla öldürmeden dolayı cezaya hükmolunur. Ancak kurşunun B kişisine geleceğine kesin gözle bakılıyorsa bu durumda olası kastla değerlendirilmesi doğru olmaz, kasten öldürmeden hüküm kurulması gerekmektedir. Konuya ilişkin olarak Yargıtay’ın emsal teşkil eden kararı da mevcuttur:
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/3185 Esas, 2019/4248 Karar ve 09.10.2019 Tarihli Kararı
“(…) Sanık …’ın yaklaşık 16 metre mesafeden tabanca ile ateş ettiği sırada hedef alanı içerisinde bulunan ve katılan … ile yan yana oturmakta olan maktulün isabet almasının mutlak ve kaçınılmaz olduğunu öngörmesine rağmen tabancası ile ateş etmek suretiyle, eyleminin sonucunu bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiği, bu nedenle sanığın doğrudan kastla hareket ettiği anlaşılmakla; maktule karşı kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek yazılı biçimde olası kastla öldürme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,… BOZULMASINA (…)”
Eğer kasten öldürme ihmali davranışla işlenmişse bu durum TCK madde 83’te düzenlenmiştir:
“(1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.
(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin; a) Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması, b) Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması, gerekir.
(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.”
Maddenin lafzını açıklamak gerekirse, ihmali davranışın hangi durumlarda mevcut olduğu belirtilmiştir. Örnek verecek olursak, bir doktor hastasına karşı sorumluluğunu yerine getirmemişse ve bunun sonucunda hasta hayatını kaybederse ihmali hareketle kasten öldürme suçu gerçekleşmiş olur.
Bir kişi intihara yönlendirilirse ve bunun sonucunda hayatını kaybederse bu durumda fail kasten öldürme suçundan sorumlu tutulmaz. Ancak madde 84’ün 4. fıkrasında sayılan durum bu hususun istisnasını oluşturur ve fail kasten öldürmeden dolayı sorumlu tutulur. Madde 84’te:
“(1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.”
Öldürme fiili bilinçli taksir veya taksir ile işleniyorsa da cezanın ne olacağı madde 85’te düzenlenmiştir. Öncelikle bilinçli taksiri belirtmekte fayda olacaktır. Bilinçli taksir kişinin o suçu işlemeye ilişkin bir düşüncesinin olmamasıyla birlikte kendi yeteneklerine güvenerek suçun meydana gelmeyeceğine inanması sonucu meydana gelir. Örnek verecek olursak; kişi alkollü bir şekilde araç kullanıyor, karşısına birinin çıkmayacağını veya çıksa bile kendi araba kullanma yeteneğine güvenerek o kişiyi öldürmeyeceğine inanıyor. Ancak bunun sonucunda ölüm gerçekleşiyor. Burada öldürme kastı olmadığı için fiil kasten öldürme olarak nitelendirilemez. Öldürme fiili taksir ile işleniyorsa yani kişi bu fiilin sonucunda bir kimsenin ölebileceğini öngöremiyorsa da bu suç taksirle öldürme suçudur. Madde 85 şu şekilde düzenlenmiştir:
“(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Eğer bir kişi kasten öldürme suçunu gerçekleştirecekken icrai hareketlere başlamış ancak öldürme eylemi gerçekleşmeden kendiliğinden vazgeçmiş ise bu durumda gönüllü vazgeçme söz konusudur. Gönüllü vazgeçme hâlinde kişiye ceza verilmemekte, ancak o ana kadar yapılan hareketler ayrıca bir suç oluşturuyorsa sadece o suçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla fail kasten öldürmeye teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Ancak fail öldürme eylemini kendi isteğiyle değil de başkalarının eyleminden dolayı icra edemiyorsa bu durumda gönüllü vazgeçme söz konusu olmayacaktır.
Eğer failin bir kimseyi öldürme kastı yoksa ancak eylemi sonucunda mağdurun ölmesi halinde kasten öldürme suçundan dolayı fail sorumlu tutulamaz. Bu durumda neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan dolayı sorumlu tutulması gerekir. Bu husus ise TCK’da kasten yaralama başlığı altında düzenlenmiştir.
Kasten yaralama suçunun takibi şikâyete bağlı değildir. Bunu savcılık re’sen inceler. Davanın açılması için zamanaşımı süresi fiilin meydana gelmesinden itibaren 25 yıldır.
