Kasten yaralama suçu, TCK’da vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlarda incelenmiş ve madde 86’da düzenlenmiştir. Kasten yaralamayı Türk Ceza Kanunu şu şekilde tanımlamaktadır;

‘’Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Kasten yaralama fiilinde önem arz eden bir husus kural olarak şikayete bağlı bir suç olmamasıdır. Re’sen soruşturma ve gerekmesi halinde kovuşturma yapılmaktadır. Re’sen soruşturulan yani şikayete bağlı olmayan suçlarda da davaya katılmak mümkündür. Bu durumlarda davaya müdahil sıfatıyla katılabilir ve sürecin takipçisi olabilmek mümkündür. Ancak re’sen kovuşturmanın istisnaları mevcut olup aşağıda ayrıca değerlendirilecektir. 

Kasten yaralamanın cezası somut olayda koşulları mevcutsa arttırılabilir veya azaltılabilir. Dolayısıyla sadece 1,5 veya 3 yıl olarak düşünmemek gerekir. Örneğin; kasten yaralama fiili kişi üzerindeki etkisi basit bir tıbbı müdahale ile giderilebilecek ölçütte ise mağdurun şikayeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis ve adli para cezasına hükmolunur. Bu durum cezayı hafifleten sebepler arasında sayılabilir ve şikayete tabi kılınması ile bu hususun istinasını oluşturur. Şikayet süresi 6 ay olmakla birlikte 6 ay içinde şikayet yoluna başvurulmazsa bu şikayet hakkından vazgeçilmiş olarak değerlendirilir. 

Cezayı ağırlaştıran nedenler ise;

  • Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı işlenmesi
  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişilere karşı işlenmesi
  • Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi
  • Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanmak suretiyle işlenmesi
  • Silahla işlenmesi
  • Canavarca hisle işlenmesi

Hallerinde ise şikayet aranmaksızın verilecek ceza yarı oranında arttırılır, f bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Türk Ceza Kanunu madde 87’de ise neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama düzenlenmiştir. Yani mağdura karşı yapılan eylem sonucunda mağdurun vücudunda tedavisi zor veya kalıcı hasar meydana gelmiş olup bu sebeple de kanunda daha ağır biçimde düzenlenmesi gerekmiştir.

TCK madde 87/1’de;

Kasten yaralama fiili mağdurun;

  • Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına
  • Konuşmasında sürekli zorluğa
  • Yüzünde sabit ize
  • Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma
  •  Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde dört yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde altı yıldan az olamaz.

TCK madde 87/2’de;

Kasten yaralama fiili, mağdurun; 

  • İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine
  •  Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine
  •  Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına 
  • Yüzünün sürekli değişikliğine
  •  Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde altı yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde dokuz yıldan az olamaz.

TCK madde 87/3’te;

Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

TCK madde 87/4’te;

Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde on yıldan ondört yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise ondört yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Görüleceği üzere kanun koyucu faili fiilinin doğurmuş olduğu sonuçlara göre farklı cezalar öngörmüştür. Ancak dikkat edilmesi gereken bir husus var ki o da kasten yaralama suçu işlenmiş ancak neticesi sonucu ağırlaşmış yaralama gerçekleşmiş ve mağdur ölmüş ise burada kasten yaralama suçundan bahsedebilmek için failin en azından taksir seviyesinde hareket etmiş olması gerekir. Aksi halde fail kasten öldürme suçundan sorumlu olur. Bu sebeple kasten yaralama suçunun soruşturma ve kovuşturma aşamasının iyi bir ceza avukatı tarafından takip edilmesi önem arz etmektedir. 

Kasten yaralama suçundan dolayı ceza verilen sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin anlaşılması sonucu suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek hüküm kurulmasının hatalı olması sebebiyle Yargıtayın bozma kararı da mevcuttur;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/177 Esas 2024/6 Karar 17.01.2024 Tarihli Kararı

‘’(…) Sanıkla katılanın amca çocukları oldukları, aynı avlu içerisindeki ayrı evlerde yaşadıkları, sınır uyuşmazlığı nedeniyle 2007 yılında katılanın sanığı bıçaklayarak yaraladığı ve yargılanarak hapis cezasına mahkûm olduğu, aralarında geçimsizlik bulunan sanıkla katılanın birbirleriyle konuşmadıkları ve dargın oldukları, sanığın mülkiyeti bir başkasına ait olan evinin yakınındaki tarlayı gübre dökmek suretiyle yıllardır kullandığı, bu tarlayı sahibinden kiralayan katılanın olay günü tarlayı traktörle sürmeye başladığı, sanığın katılana müdahale ederek tarlayı sürmemesini istediği ve üzerinde taşıdığı 15 cm namlu uzunluğu bulunan ekmek bıçağı ile traktörün üzerindeki katılanın baş ve boyun bölgesine doğru hamleler yaptığı, katılanın çene altında ve boyun sol yanda yaklaşık 10 cm’lik ve boyun sol tarafta yaklaşık 2 cm’lik kesi oluşturacak şekilde, basit tıbbi müdahale ile giderilemez ve yüzde sabit iz oluşturur nitelikte yaralandığı, katılanın çalışır durumdaki traktörün üzerinden sanıkla birlikte yere düştüğü, bu sırada olay yerine gelen sanığın oğlu tanık …’un babasını zapt ederek sanığın katılana yeniden hamle yapmasını engellediği, yine olay yerine gelen sanığın eşi ile tanık …’ün, sanığı olay yerinden evlerine götürdükleri, bu esnada sanığın kendisini engelleyenlere “Bırakın, onu öldüreceğim!” şeklinde bağırdığı anlaşılan olayda;

Sanıkla katılan arasında silahlı yaralama ile sonuçlanan ve adliyeye de yansıyan önceye dayalı husumet bulunması, olayda kullanılan namlu uzuluğu 15 cm, toplam uzunluğu 27 cm olan ekmek bıçağının öldürmeye elverişli aletlerden oluşu, sanığın kavga sırasında katılanın baş ve boyun gibi yaşamsal önem taşıyan bölgelerini hedefleyerek iki kez bıçakla vurması, bu darbelerin 10 cm ve 2 cm uzunluğunda yüzde sabit iz bırakacak derinliklerde kesiler oluşturması, sanığın eylemlerine ancak olay yerine gelip kendisini zapt eden oğlu …’ün müdahalesi ile son vermek zorunda kalışı, bu sırada dahi “Bırakın, onu öldüreceğim!” şeklinde bağırması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın söz ve eylemlerine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu ve eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. 

Bu itibarla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 21.01.2022 tarihli ve 1964-114 sayılı usul ve yasaya uygun hükme yönelik temyiz taleplerinin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmelidir. (…)”

Son olarak kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesine de değinmek gerekirse bu durumda da ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.

Ayrıca sadece bu suça özgü bulunmamakla birlikte somut olayın durumuna göre meşru müdafaa, şahsi cezasızlık sebepleri, haksız tahrik gibi hususlar göz önüne alınarak isnat edilen suç hakim tarafından değerlendirilerek doğru kanaata ulaşılır. Bu sebeple savunmanın doğru bir şekilde mevcut haklar gözetilerek yapılması mevcut vakanın daha iyi anlaşılması hususunda önem arz etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir tarama deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesinde gezinerek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.