Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu hürriyete karşı suçlar başlığında ve Türk Ceza Kanununun 123. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre;
“Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.”
Suçun korunan hukuki menfaat açısından konusu, huzur ve sükûndur. Anayasanın 17. maddesi uyarınca herkes, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu Anayasal hükümlerden çıkan sonuç şudur ki huzurlu bir ortamda, rahatsız edilmeden, belirli bir sükûnet, psikolojik rahatlık ve dinginlik içinde, rahatsız edilmeden yaşamını ve faaliyetlerini sürdürmek, bu şekilde manevi varlığını korumak ve geliştirmek her bireyin hakkıdır. TCK’da yer alan bu düzenleme bu hususu korumaya yöneliktir.
Bahsi geçen suç takibi şikayete bağlı suçlardandır. Dolayısıyla re’sen incelenemez. Şikayet hakkının ortadan kalkmaması için suçun öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde ve her halükarda 8 yıl içinde şikayet edilmelidir.
Bu suç, failin mağdura ısrarla telefon etmesi, aynı apartman içerisinde bir komşunun çok yüksek ses çıkararak diğer komşuyu rahatsız etmesi şeklinde kendini gösterebilir. Aynı şekilde sosyal medyalardan ve whatsapp üzerinden de bu suç işlenebilir.
Suçun meydana gelmesi için unsurları ayrı ayrı inceleyecek olursak;
- Bahsi geçen suç suç işlenirken başka bir suçun unsurlarını oluşturmamalıdır. Örneğin telefonla ısrarla mesaj atılarak hakaret vb. eylemler gerçekleşiyorsa burada kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan bahsedemeyiz.
- Diğer önemli husus, hareketlerin belirli bir kişiye yönelik olmasıdır. Eğer belli bir kişiye yönelik değilse bu durumda bahsi geçen suçun oluştuğundan bahsedemeyiz. Bu husus Kabahatler Kanununa konu olacaktır.
- Hareketler ısrarlı olmalıdır. Israrlı kavramından anlamamız gereken ise doktrinde şu şekilde tanımlanmaktadır; hareketin çok sayıda tekrarı anlamına gelmektedir.
- Hareketlerin, belirli bir kişinin huzur ve sükûnunu bozmaya elverişli olması gerekir. Bu eylemlerin sonunda mağdurun psikolojik zarar görmemiş olması önem arz etmez. Suçun unsurlarının oluşması yeterlidir.
Bu suçun işlenmesi için kastın olması gerektiği ve taksirle işlenemeyeceği açıktır. Eğer ilgilinin rızası mevcutsa bu durum hukuka uygunluk sebeplerindendir ve somut olaya göre değerlendirilir, ayrıca şartların oluşması halinde kişi hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönünde karar verilebilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2015/1251 Esas 2018/314 Karar 16.01.2018 Tarihli Kararı
“(…) Dosya kapsamına göre sanığın, kendisine ait cep telefonundan ısrarla aradığı mağdureye “merhaba nasılsınız hanımefendi tanışmamız mümkün mü” şeklinde mesaj gönderdiği anlaşıldığından, mevcut haliyle sanığın, gerek aradığında gerekse gönderdiği mesajda cinsel taciz içerikli bir sözünün bulunmaması sebebiyle eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde cinsel taciz suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi, hatalıdır.
KARAR: Dosya kapsamına göre sanığın, kendisine ait cep telefonundan ısrarla aradığı mağdureye “merhaba nasılsınız hanımefendi tanışmamız mümkün mü” şeklinde mesaj gönderdiği anlaşıldığından, mevcut haliyle sanığın, gerek aradığında gerekse gönderdiği mesajda cinsel taciz içerikli bir sözünün bulunmaması sebebiyle eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması yerine suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde cinsel taciz suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi,…BOZULMASINA (…)”
Yargıtay, “merhaba nasılsınız hanımefendi tanışmamız mümkün mü” şeklinde mesajı cinsel taciz olarak değil kişilerin huzur ve sükununu bozma çerçevesinde değerlendirmiştir.
Son olarak bu suç uzlaşmaya tabi suçlardandır. Mevcut hakların iyi kullanılabilmesi için savunmanın bir avukat aracılığıyla yapılması hak kayıpları yaşanmaması için önem arz etmektedir.
