Mala zarar verme suçu Türk Ceza Kanununda malvarlığına karşı suçlar başlığı altında ve 151. Maddede düzenlenmiştir;

“Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.”

Suçun konusu hem taşınır hem de taşınmaz mallardır. Kişi kendi malına zarar verirse bu suçun oluşacağından bahsedemeyiz. Malın mutlaka başkasına ait olması gerekir.

Mala zarar verme suçu sadece kasten işlenebilen bir suçtur. Ağırlaştırıcı sebepler haricinde şikayete bağlı bir suçtur. Mağdurun 6 ay içerisinde bu suçu bildirmesi gerekmektedir.

Cezayı Ağırlaştıran Nedenler

  • Kamu kurum ve kuruluşlarına ait, kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis veya diğer eşya hakkında,
  • Yangına, sel ve taşkına, kazaya ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis hakkında,
  • Devlet ormanı statüsündeki yerler hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,
  • Sulamaya, içme sularının sağlanmasına veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,
  • Grev veya lokavt hallerinde işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
  • Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
  • Sona ermiş olsa bile, görevinden ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

  • Yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak,
  • Toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle,
  • Radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak,

İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir katına kadar artırılır.

“Mala zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”

Mala zarar verme suçu eğer hırsızlık suçu veya konut dokunulmazlığını ihlal suçu ile birlikte işlendiği takdirde gerçek içtima hükümleri uygulanır. Bu konuda emsal Yargıtay kararları da bulunmaktadır;

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/2705 Esas 2025/9029  Karar 14.05.2025 Tarihli Kararı

“(…) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 19/04/2018 tarihli ve 2018/2207 esas, 2018/6087 karar sayılı ilamında yer alan, “06.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak 5560 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesine eklenen 4. fıkra gereğince “Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ‘uzlaşma’ başlıklı 253/3. maddesinin suç tarihi itibariyle, “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez. Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklinde düzenlenmesi karşısında, 30/10/2008 olan suç tarihi itibarıyla, hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla işlenen mala zarar verme suçunun şikayete tabi olmadığı gibi 5237 sayılı TCK’nın 168. maddesine göre “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar” kapsamında olduğundan uzlaşma hükümlerine tâbi olmadığı anlaşılmakla, itirazın bu nedenle reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden KABULÜ ile…BOZULMASINA..” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,

1. Somut olayda, 15.01.2023 tarihinde sanığın hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli suçunu işlediği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/4. maddesinde yer alan, “Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca sanığa yüklenen eylemin şikâyete tâbi olmadığı gözetilmeden, itirazın bu yönüyle reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi,

2. Sanık hakkında Alanya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2023 tarihli kararıyla konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın adlî sicil kaydının yapılan incelemesinde 18.07.2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının bulunması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 231/8. maddesi uyarınca bu suç için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, bu yönüyle de itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. (…)” 

Bu karara göre hırsızlık suçuna ulaşmak için farklı bir suç da beraberinde işleniyorsa her bir suçtan ayrı ayrı ceza verilir. Ayrıca hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmaz.

Eğer mala zarar verme suçu tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Böylece fail etkin pişmanlıktan yararlanmış olur.

Son olarak fail, eğer mala zarar verme suçun suçun basit halinde ise bu durumda uzlaştırma hükümlerinden yararlanabilir.

Ayrıca sadece bu suça özgü bulunmamakla birlikte somut olayın durumuna göre meşru müdafaa, şahsi cezasızlık sebepleri gibi hususlar göz önüne alınarak müsnet suç hakim tarafından değerlendirilerek doğru kanaate ulaşılır. Bu sebeple savunmanın doğru bir şekilde mevcut haklar gözetilerek yapılması mevcut durumun daha iyi anlaşılması hususunda önem arz eder. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir tarama deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesinde gezinerek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.