Ceza hukukunda olağanüstü kanun yolları, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 308. madde ile 323. madde arasında düzenlenmiştir. Kanunda sayılan olağanüstü kanun yolları şu şekildedir;

  1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı
  2. Kanun yararına bozma
  3. Yargılamanın yenilenmesi

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCISININ İTİRAZ YETKİSİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, sanık lehine veya aleyhine kesinleşmiş mahkeme kararına karşı itiraz edebilir. Bu yetki CMK 308. maddede düzenlenmiştir. İlgili kanun hükmü şu şekildedir;

CMK Madde 308:  (1) Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere tüm kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.

(2) İtiraz üzerine dosya, kararına itiraz edilen daireye gönderilir.

(3) Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.

(4) İstem, sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından yapılır.

Kanundan anlaşılacağı üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yetkisini re’sen veya istem üzerine kullanabilir. 12. Yargı paketi değişikliği ile beraber istem hakkına sahip olanlar da kanunda düzenlenmişitir. Bunlar; sanık veya sanık adına kanun yoluna başvurma hakkı olanlar ile katılan, katılma isteği karara bağlanmamış ya da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlardır. Başsavcı, itirazın istemi halinde yetkisini kullanmak zorunda değildir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sanık aleyhine dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Yargıtay Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. 12. Yargı paketi değişikliği ile beraber, otuz günlük itiraz süresi üç aya çıkartılmıştır.

Otuz günlük eski süre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının her yıl karşılaştığı devasa dosya yükü altında, dosyayı esastan ve derinlemesine inceleyerek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna nitelikli, hukuki derinliği olan bir itiraz sunabilmesi için son derece yetersiz kalmaktaydı. Sürenin 3 aya çıkarılması, Başsavcılığın resen harekete geçmesinin yanı sıra; sanık müdafilerine, katılanlara ve mağdurlara, Başsavcılığı harekete geçirebilmek adına kapsamlı, delillendirilmiş talepler (ihbarlar) hazırlayabilmeleri için makul ve gerçekçi bir zaman dilimi tanımaktadır. Ancak bu uzatılmış süre, doktrinde ve yasama aşamasında “kesin hüküm” otoritesi ile “hukuki güvenlik” (res judicata) ilkesi etrafında ciddi eleştirilere neden olmuştur. Yargıtay dairesinden geçen ve kağıt üzerinde kesinleşmiş bir kararın 3 ay boyunca “Başsavcı itiraz edecek mi ?” gölgesi altında bekletilmesinin, kararın kesinleşmesini fiilen ötelediği, infaz süreçlerini belirsizliğe sürüklediği ve hukuki durumu askıda bıraktığı savunulmaktadır. Ne var ki kanun koyucu, adaletin kalitesinin kararın salt çabukluğundan üstün olduğu tercihinde bulunarak, olağanüstü denetim mekanizmasının kâğıt üzerinde kalmasını engellemiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sanık lehine süresiz olarak itiraz etme yetkisine sahiptir. Bu mutlak süresizlik ilkesi “şüpheden sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ve “sanık lehine yorum” (favor rei) ilkelerinin olağanüstü kanun yollarındaki tezahürüdür. Masum bir bireyin özgürlüğünün veya haksız yere çekeceği fazladan bir günlük hapis cezasının, hiçbir şekli süre kesiciye kurban edilemeyeceği gerçeği kanunlaşmıştır. Ancak CMK 308 itirazının her dosyada mekanik olarak işletilmeyeceği, yalnızca hukuka aykırılığın “sonuca mutlak surette etkili” olduğu, ağır ve bariz hataların bulunduğu istisnai durumlarda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önüne gideceği unutulmamalıdır.

Olağan kanun yolları birbirinden bağımsız kanun yollarıdır. Bu sebeple Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına itiraz için istem de bulunmayıp diğer kanun yollarına başvurmak da herhangi bir hukuki engel yoktur. Aynı zamanda olağanüstü kanun yoluna başvuru iç hukukun tüketilmesi için zorunlu değildir. İlgili AYM kararı şu şekildedir;

Anayasa Mahkemesi-Mehmet Mercan Başvurusu (Başvuru No: 2013/2001)

“(…) Ceza yargılamasında tüketilmesi gereken son başvuru yolu temyiz aşaması olup, temyiz incelemesinden geçen kararlara karşı itiraz yolu, 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi gereğince Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına tanınmıştır. Dolayısıyla başvurucunun itiraz yoluna gidilmesi istemi, sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının takdirini harekete geçirmeye yönelik bir taleptir. Bu kapsamda yapılan başvurular bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken bir yol olarak kabul edilmediğinden, bu yola gidilmesinin bireysel başvuru süresi üzerinde herhangi bir etkisi olmayacaktır.

Somut olayda başvuru yolları 5/12/2012 tarihinde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onaması ile birlikte tüketilmiştir. Dosya kapsamından bu kararın başvurucuya tebliğ tarihi anlaşılmamakla birlikte, başvurucunun en geç Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına itiraz istemiyle başvuru yaptığı 24/12/2012 tarihinde nihai karardan haberdar olduğunun kabul edilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda söz konusu karara karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun en son 23/1/2013 tarihine kadar yapılmış olması gerekirken, 11/3/2013 tarihinde yapılmış olması nedeniyle başvuruda süre aşımının bulunduğu sonucuna varılmıştır. (…)”

Yukarıda yer alan Anayasa Mahkemesi kararından anlaşılacağı üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına yapılan itiraz, tüketilmesi gerek iç hukuk yollarından biri değildir.

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı ise bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Bu konu ile ilgili kanun maddesi şu şekildedir;

CMK Madde 308/A: Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kesin nitelikteki kararlarına karşı bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığı, re’sen veya istem üzerine, kararın kendisine verildiği tarihten itibaren bir ay içinde kararı veren daireye itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Sanık aleyhine itiraz edilebilmesi için kararı etkileyecek nitelikte esaslı bir hatanın bulunması zorunlu olup, bu itiraz sanık veya müdafiine daire tarafından tebliğ olunur. Tebligat, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olur. İlgililer, tebliğden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı itirazı incelemek üzere ceza daireleri başkanlar kuruluna gönderir. Kurula gönderilen itiraz hakkında, kararına itiraz edilen dairenin başkanı veya görevlendireceği üye tarafından kurula sunulmak üzere bir rapor hazırlanır. Kurulun itirazın kabulüne ilişkin kararları, gereği için dairesine gönderilir. Kurulun verdiği kararlar kesindir. Dörtten fazla ceza dairesi olan bölge adliye mahkemelerinde Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından daire başkanları arasından belirlenen ve dört üyeden oluşan başkanlar kurulu bu incelemeyi yapar. Başkanlar kurulunun bu maddeye ilişkin çalışma usul ve esasları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.

KANUN YARARINA BOZMA

Kanun yararına bozma, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen mahkeme kararlarında hukuka aykırılık bulunması hâlinde başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Adalet Bakanlığının talebi veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen başvurusu üzerine Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından incelenir. Başvuru kendiliğinden cezanın infazını durdurmaz. İnfazın durdurulması için ayrıca talep gerekir. Kanun yararına bozma kanun yolunu düzenleyen kanun maddeleri şu şekildedir;

CMK Madde 309: (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

(2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir.

(3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.

(4) Bozma nedenleri:

a) 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.

b) Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.

c) Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.

d) Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.

(5) Bu madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilemez.

CMK Madde 310: (1) 309 uncu maddede belirtilen yetki, aynı maddenin dördüncü fıkrasının (d) bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak re’sen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından da kullanılabilir.

(2) 309 uncu madde gereğince Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz.

Kanun yararına bozmaya konu olabilecek bazı kararlar şu şekildedir;

  • Kural olarak istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeyen her türlü ceza mahkemesi kararı aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir.
  • Ağır Ceza Mahkemesi’nin infaz hukuku ile ilgili İnfaz Hakimliği tarafından verilen kararlara itiraz edilmesi üzerine verdiği kesin nitelikteki kararlar aleyhine kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir.
  • Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yapılan itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen itirazın reddi kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • Cumhuriyet savcısının iddianamenin iadesine itiraz etmesi üzerine itirazı incelemeye yetkili merciin itirazın reddi kararı aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.
  • Yetkisizlik kararının kaldırılması için yapılan itiraz üzerine mahkemenin itirazın reddi kararına karşı kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir.
  • Yargılamanın yenilenmesi (CMK m. 311) başvurusunun reddine itiraz edilmesi üzerine yerel mahkemenin verdiği kesin nitelikteki karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna gidilebilir.

Başvuru Yapma Yetkisi

Kanun yararına bozma başvurusunu yapma yetkisi Adalet Bakanlığına aittir. Ancak yargılama sırasında karar veya hükme cumhuriyet savcısı, sanık, hakim, mahkeme, şikayetçi veya müdahil olarak katılan kişiler de yasa yararına bozma kanun yolunu kullanması için Adalet Bakanlığından talepte bulunabilir. Adalet Bakanlığı, yargılamaya daha önce katılan kişilerin bu talebiyle veya talebin içerdiği hukuki görüşlerle bağlı değildir.

Kanun yoluna başvurulmayacak haller ise şu şekildedir;

  • Hâkimlerin takdir hakkı kapsamına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar kanun yararına bozma başvurusunun konusu olamaz.
  • Mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları kanun yararına bozma başvuru konusu yapılmaz.
  • Hakimin takdirini yerinde kullanıp kullanmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından bu yolla denetlenemez.

Kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulamayacak durumlar ile ilgili Yargıtay kararı şu şekildedir;

Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/20208 Esas 2022/5494 Karar 27.09.2022 Tarihli Kararı

“(…) 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 – 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.

Sanık aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi mümkündür; fakat, bu halde hükmün aleyhe sonuç doğurmamak üzere bozulması gerekir (CGK’nın 21.11.2006 gün, 2006/23-246 esas, 2006/241 karar ve 14.06.2005 gün ve 55-64; 04.07.2006 gün ve 185-175 sayılı kararları).

Usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen ve bu nedenle kesinleşmeyen kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulamaz. (…)”

Yukarıda yer alan Yargıtay içtihadından da anlaşılacağı üzere kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulamayacak durumlardan biri de usulüne uygun olarak tebliğ edilmeyen ve bu nedenle kesinleşmeyen kararlardır.

YARGILAMANIN YENİLENMESİ

Ceza hukukunda yargılamanın yenilenmesi, mahkeme tarafından verilen kesin bir hükmün yeniden mahkemeye taşınması anlamına gelir. Ceza alan kişinin lehine veya aleyhine yeniden yargılama yapılabilir. Yargılamanın yenilenmesi kanun yolu ile ilgili kanun maddesi şu şekildedir;

CMK Madde 311: (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:

a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.

b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.

c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.

d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.

e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.

f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.

(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.

Yeniden yargılama talebinde bulunulması için ceza veren mahkemeye müracaat edilmesi ve yeniden yargılanma dilekçesi yazılması gerekir. Mahkemede kullanılan deliller dışında ancak yeni bir delille mahkemeye yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulabilir. Karar çıkmadan önce mahkeme tarafından dikkate alınmayan sebeplerle yeniden yargılama talebinde bulunulamaz. Yargılamanın yenilenmesi için zamanaşımı kavramı yoktur. Her iki taraf da herhangi bir zamanda dilekçe vererek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilir.

Kesinleşmiş ceza mahkemesi kararlarında; AİHM başvurusu bireysel olarak yapılmışsa kararın kesinleşmesinin ardından 1 yıl içerisinde kararı veren mahkemeye başvuru yapılması gerekir. AİHM tarafından verilen kararların yeniden yargılanmasını talep etmek için 1 yıl içerisinde mahkemeye yeniden yargılanma talebi ile başvuru yapılması gerekir. Hükümlünün yakalanmamış olması veya ölmesi gibi durumlar, yeniden yargılanma başvurusu yapılmasına engel değildir. Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir. Bu kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir. Kesinleşen bir kararda her iki tarafın yeniden yargılanma talebinde bulunması mümkündür.

Yargılamada sahte belge kullanılmış olması, hükümlünün yeniden yargılanma talebinde bulunması için sebeptir. Sahte belgelerin mahkeme tarafından incelenmiş olması ve bu belgelere dayanarak hükümlünün ceza almış olması gerekir. Bu belgeler, mahkemece dikkate alınmamışsa yeniden yargılama için geçerli bir delil sayılmaz. Belgelerin sahteliğinin anlaşılması durumunda yeniden yargılanma kararı ile mahkeme sonucu hükümlünün lehine olabilir.

Anayasada yer alan maddelere göre bazı hallerde yargılamanın yenilenmesi yapılması mümkün değildir. Hükümlünün aldığı cezanın alt ve üst sınırının değişmesi, cezasının artması ya da azaltılması talebi ile yeniden yargılanma başvurusu yapılamaz. Suç vasfının, alınan karara göre ortadan kalktığını gösteren bir delil olmadığı sürece cezanın süresinde değişmesi adına da yargılamanın yenilenmesi mümkün değildir.

Yargılamanın yenilenmesi hakkında duruşma açılmasına mahkeme karar verir. Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir. Yargılamanın yenilenmesi istemi hükümlü lehine yapılmışsa yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır bir cezayı içeremez. Yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının verilmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararının tamamen veya kısmen infaz edilmesi dolayısıyla kişinin uğradığı maddi ve manevi zararlar, Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümlerine göre tazmin edilir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Ceza hukukunda olağanüstü kanun yolları; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı, kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesi yoludur. Bu kanun yolları, cezanın infazını ertelemez. Kanun yollarının her biri birbirinden bağımsızdır. Bu kanun yollarına iç hukukun tüketilmesi için başvurulması gerekmemektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir tarama deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesinde gezinerek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.