Şantaj Türk Ceza Kanununda hürriyete karşı suçlar başlığı altında ve 107. Maddede düzenlenmiştir;

“Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi Kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.”

 “Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.”

İlk durumda genel bir kast mevcutken ikinci durumda özel bir kast arandığından bahsedebiliriz. Şantaj suçu sadece kasten işlenebilen bir suçtur, taksirle veya ihmali bir hareketle işlenemez. Ayrıca re’sen kovuşturulur, mağdur şikayet etse de etmese de bu suç yargıya konu olabilmektedir.

Özet olarak;

şantajda mağduru bir şeyi yapmaya veya yapmamaya “zorlamak” söz konusudur. Bu suç tehdit suçuyla çok fazla karıştırılmaktadır. Ancak tehdit suçunda mağdura bir kötülük yapılacağından bahsedilirken, şantajda fail bir başka kişiyi zorlamaktadır. Ayrıca mağdur bahsi geçen eylemi gerçekleştirmese bile şantaj suçu oluşabilir.

Tehdit suçunda mutlaka haksız bir eylemin olması gerekirken şantajda yaptırılan işin haksız olması şart değildir. Açıklanan nedenler doğrultusunda bu iki suç belirgin farklılıklar içermektedir. İlgili Yargıtay kararı şu şekildedir;

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2019/2405 Esas 2020/6408 Karar 11.06.2020 Tarihli Kararı

“(…) Sanığın, mağdura gönderdiği tespit edilen mesajla, kendisi ile cinsel ilişkide bulunmaması halinde mağdurun ve yakınlarının şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunduğunun dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, eylemin TCK’nın 107/2. maddesinde tanımlanan şantaj suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yetersiz gerekçeyle sanığın eyleminin sair tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü ile şikayet yokluğundan düşme kararı verilmesi,

Kanuna yakırı ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (…)”

Burada bir davranışın yapılması için zorlama unsuru vardır. Herhangi bir kötülük yapılacağından bahsedilmemiş olup tehdit suçu oluşmamıştır.

Daha önce de belirttiğimiz üzere şantaj suçu re’sen kovuşturulan bir suçtur. Dava zamanaşımı süresi ise 8 yıldır dolayısıyla bu süre içerisinde davanın açılması gerekmektedir. Ayrıca bu suç uzlaştırmaya tabi suçlardan da değildir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, size daha iyi bir tarama deneyimi sunmak için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesinde gezinerek, çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.